
Pentagon ve OpenAI Sözleşmesinde Minimum Ret Oranı Tartışması
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ile OpenAI arasındaki askeri yapay zeka anlaşmasının detayları, bir bilgi edinme davası sonucunda açıklanan belgelerle gündeme geldi. The Intercept’in 8 Eylül 2026’da yayımladığı haberde aktarılan belgeler, Pentagon’un OpenAI’dan talepleri en az düzeyde reddeden özel askeri yapay zeka modelleri istediğini gösteriyor. İki taraf da bu “minimum ret oranı” maddesinin nihai anlaşmada yer almadığını belirtiyor.
FOIA Belgelerinde “Minimum Ret Oranı” Talebi
The Intercept’in Legal Advocates for Safe Science and Technology ile birlikte yürüttüğü bilgi edinme yasası (FOIA) başvurusu ve açılan dava sonucunda elde edilen belgeler, bakanlığın askeri operasyonlar sırasında komutları reddetme ihtimali düşük, özel bir yapay zeka sistemi talep ettiğini ortaya koyuyor. Belgeler, askeri yapay zeka entegrasyonuna dair yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.
Söz konusu ifade, 2025’te imzalanan prototip anlaşmasına yapılan P00003 numaralı değişiklikte geçiyor. Bu metne göre ulusal güvenlik kullanım senaryoları için tasarlanması öngörülen “OpenAI Mission Models” sistemlerinin kendilerine yöneltilen talepleri mümkün olduğunca az reddetmesi hedefleniyor. Çalışma kapsamında modellerin ulusal güvenlik problemleri üzerinde test edilmesi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesi amaçlanıyor. Belgeler arasındaki ayrı bir sayfa, OpenAI’ın P00003’ün genişletilmiş bir sürümünü 6 Şubat 2026’da kabul ettiğini gösteriyor.
Anlaşmanın kökeni 2025’e dayanıyor. O yıl Google, Anthropic, xAI ve OpenAI, iki yıl boyunca şirket başına 200 milyon dolara kadar ulaşabilecek anlaşmalar kapsamında lojistik, istihbarat analizi, askeri karar alma ve operasyonel planlama gibi alanlarda kullanılacak prototipler geliştirmek üzere çalışmaya başlamıştı. The Intercept’e göre P00003, OpenAI’ın bu prototip anlaşmasını genişleten güncellenmiş sözleşme sürümü.
Taslak mı, Yürürlükteki Sözleşme mi?
“Minimum ret oranı” ifadesinin resmi sözleşmede bulunup bulunmadığı konusunda OpenAI ve Pentagon ayrı açıklamalar yaptı. OpenAI sözcüsü Nate Evans, şirketin bu yönde bir maddeyi hiçbir zaman kabul etmediğini söyledi; Evans’a göre ifade, Pentagon’un önerdiği daha eski bir taslakta yer alıyordu ve itirazların ardından yürürlüğe giren nihai anlaşmadan çıkarıldı. Pentagon sözcüsü Jacob Bliss de ifadenin OpenAI ile yürürlükteki hiçbir sözleşmede yer almadığını açıkladı.
Belgelerin elde edilme süreci ise soru işaretleri doğuruyor. FOIA talebinde taslakların değil, imzalanmış sözleşmelerin paylaşılması istenmişti; yayımlanan P00003 belgesi de taslak olarak işaretlenmemişti. Pentagon’u temsil eden ABD Adalet Bakanlığı avukatı başlangıçta belgenin yürürlükteki sözleşme olduğunu doğruladı. OpenAI’a sorular yöneltilmesinin ardından, birkaç saat içinde bu doğrulama geri çekildi ve Savunma Bakanlığı inceleme için süre talep etti.
OpenAI’ın Askeri Kullanım İçin Belirlediği Güvenlik Sınırları
OpenAI, 27 Şubat 2026’da hizmetlerinin ABD ordusunun gizli ağlarında kullanılmasına izin veren anlaşmayı imzaladıktan sonra, yapay zeka sistemlerinin bu ağlarda kullanımı için üç temel sınır belirlediğini açıklamıştı. Bu sınırlara göre şirketin teknolojisi:
- kitlesel yurt içi gözetimde kullanılmayacak,
- otonom silah sistemlerini doğrudan yönlendirmeyecek,
- yüksek riskli otomatik karar sistemlerinde (örneğin “sosyal kredi” benzeri uygulamalarda) kullanılmayacak.
Şirket, Pentagon’a sunulan sistemlerin bulut üzerinden çalıştığını, güvenlik katmanlarının kaldırılmadığını ve OpenAI güvenlik mekanizmalarının aktif kaldığını vurguluyor. Güvenlik yetkisine sahip OpenAI çalışanlarının askeri kullanım süreçlerinde görev alması planlanıyor. Şirket, bu yapı sayesinde kullanım sınırlarının ihlal edilip edilmediğinin bağımsız olarak denetlenebileceğini savunuyor.
Anthropic Örneği: Aynı Konu, Farklı Sonuç
Tartışma, yapay zeka şirketlerinin askeri kullanım koşullarına farklı yaklaştığını da gösteriyor. The Intercept’in haberinde hatırlatıldığına göre Anthropic, gizli ağlara genişlemeyi öngören askeri anlaşmasının, Savunma Bakanlığı otonom silah sistemleri ve yurt içi gözetim için sözleşmeye yasak koymayı reddedince çöktüğünü söylüyor. Haberde, Trump yönetiminin ardından Anthropic’i tedarik zinciri riski ilan ederek şirketin teknolojisinin kamuda kullanımını yasaklamaya yöneldiği, bu kararın ise Ağustos 2026’nın sonlarında bir federal hakim tarafından bozulduğu da aktarılıyor.
OpenAI’ın açıkladığı üç sınırın ikisi, yani kitlesel yurt içi gözetim ve otonom silahlar, Anthropic’in sözleşmeye yazdırmak istediği konularla örtüşüyor. Aradaki fark, sınırların nasıl güvence altına alındığıyla ilgili görünüyor: OpenAI kendi güvenlik mekanizmalarını ve personelini öne çıkarırken, Anthropic’in talebi doğrudan sözleşme maddesiydi.
Sektör İçin Ne Anlama Geliyor?
Ortaya çıkan belgeler, teknoloji şirketleri ile savunma bakanlıkları arasındaki ilişkinin yalnızca teknoloji tedarikiyle sınırlı kalmadığını, stratejik geliştirme süreçlerini de kapsadığını gösteriyor. Adalet Bakanlığı’nın doğrulamayı geri çekmesi ve Savunma Bakanlığı’nın inceleme için süre istemesi ise P00003 belgesinin statüsünü şimdilik belirsiz bırakıyor.
Konu yalnızca savunma sanayisini ilgilendirmiyor. Yapay zeka modellerini ürünlerine entegre eden şirketler ve kurumsal müşteriler, tedarikçilerin kullanım politikalarını ve bu politikaların sözleşmelere nasıl yansıdığını daha yakından sorgulamaya başlayabilir. Bir modelin hangi talepleri reddedeceği, teknik bir ayar olmanın ötesinde ticari ve itibari bir karar olarak görülmeye başlandı.
Sektör Profesyonelleri İçin Çıkarımlar
- Sözleşme sürüm takibi: Taslak ile imzalı sürüm arasındaki farkın bu kadar tartışma yarattığı bir örnekte, her değişiklik numarasının statüsünü kayıt altında tutmanın önemi açıkça görülüyor.
- İlke ile madde farkı: Tedarikçinin kamuya açıkladığı ilkeler ile sözleşmedeki maddeler aynı şeyi söylemiyorsa bağlayıcı olan sözleşmedir; kurumsal alımlarda iki metni yan yana okuyun.
- Şeffaflık riski: Kamu kurumlarıyla yapılan anlaşmalar bilgi edinme yoluyla sonradan gündeme gelebilir; iletişim ekipleri bu senaryoya hazırlıklı olmalı.
- Ret davranışı bir ürün özelliği: Modelin hangi talepleri reddettiği farklı müşteri gruplarında farklı beklentiler doğuruyor; bu ayarın kim tarafından ve hangi gerekçeyle belirlendiği belgelenmeli.
- Tedarikçi çeşitliliği: Anthropic örneği, kamu kararlarının bir tedarikçinin erişilebilirliğini kısa sürede değiştirebildiğini gösteriyor; önemli iş akışlarında tek modele bağımlılık risk taşıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
“Minimum ret oranı” ne anlama geliyor?
İfade, P00003 sürümünde “OpenAI Mission Models” olarak adlandırılan ve ulusal güvenlik kullanım senaryoları için tasarlanması öngörülen modellerin, kendilerine yöneltilen talepleri mümkün olduğunca az reddetmesi hedefini tanımlıyor.
Bu madde yürürlükteki sözleşmede var mı?
OpenAI sözcüsü Nate Evans ve Pentagon sözcüsü Jacob Bliss, ifadenin yürürlükteki sözleşmede yer almadığını söylüyor. Ancak Adalet Bakanlığı avukatının belgeyi önce yürürlükteki sürüm olarak doğrulayıp ardından bu doğrulamayı geri çekmesi, belgenin statüsünü şimdilik belirsiz bırakıyor.
Belgeler nasıl ortaya çıktı?
Belgeler, The Intercept’in Legal Advocates for Safe Science and Technology ile birlikte yürüttüğü bilgi edinme (FOIA) süreci ve açılan dava sonucunda elde edildi. Başvuruda yalnızca imzalanmış, nihai sözleşme belgeleri talep edilmişti.
Yapay zeka güvenliği tartışmasının şirket yönetimleri cephesindeki boyutunu Anthropic CEO’su Dario Amodei’nin yapay zeka geliştirme hızını yavaşlatma planı haberimizde ele almıştık. Yapay zeka ajanlarının kurumsal iş akışlarındaki yerini ise Salesforce’un Agentforce lansmanı haberimizde inceledik.



