Coface: Metallerde 2035’e Kadar Yapısal Arz Açığı Bekleniyor

Enerji dönüşümü ve elektrifikasyon süreçleri küresel metal piyasalarında köklü değişimlere yol açıyor. Coface’ın 8 Eylül 2026 tarihli basın bültenine göre hızla artan talep ve kısıtlı arz imkanları sebebiyle bakır, nikel ve alüminyumda 2035 yılına kadar yapısal arz açıklarının oluşması bekleniyor. Bültene göre bu durum, metal fiyatlarında yeni bir yükseliş döneminin önünü açabilir.

Enerji Dönüşümü Metal Talebini Nasıl Etkiliyor?

Düşük karbonlu teknolojilerin yaygınlaşmasından önce de metallere olan talep güçlü yapısal eğilimlerle destekleniyordu. Kentleşme süreçleri, altyapı yatırımları ve gelişmekte olan ekonomilerin büyüme ivmesinin küresel tüketimi artırmaya devam edeceği belirtiliyor. İnşaat sektörü küresel çelik tüketiminin yaklaşık yüzde 50’sini oluştururken, elektrifikasyon halihazırda küresel bakır talebinin yaklaşık dörtte üçüne karşılık geliyor.

Mevcut talebe enerji dönüşümü ve dijitalleşmenin getirdiği ek ihtiyaçlar da eklendi. Yenilenebilir enerji sistemleri, elektrikli araçlar, batarya teknolojileri, elektrik şebekeleri ve veri merkezleri yoğun metal kullanımı gerektiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından hazırlanan Açıklanan Taahhütler Senaryosu’na (APS) göre temiz teknolojiler, 2035 yılına kadar küresel bakır ve nikel talebinin yüzde 35’ini oluşturabilir.

Metal Arzı Talebe Yetişmekte Neden Zorlanıyor?

Talep tarafındaki hızlı yükselişe rağmen arz tarafı aynı tempoyu yakalamakta güçlük çekiyor. Maden arama projelerinin yüzde 1’inden azı faaliyete geçen bir madene dönüşebiliyor. Mevcut projelerde yeni kapasite geliştirilmesi ortalama 20 yıla yakın sürerken, bu sürenin 2000’li yılların başında 15 yıldan daha az olduğu belirtiliyor. Düşük yatırım getirileri, maden yataklarındaki cevher tenörlerinin düşmesi ve artan maliyetler üreticilerin kapasite artırma yeteneğini sınırlıyor.

Tedarik zincirlerindeki coğrafi yoğunlaşma da piyasa risklerini artırıyor. Endonezya küresel nikel cevheri üretiminin yüzde 67’sini gerçekleştirirken, Çin birçok metal türünde dünya rafinaj kapasitesinin yarısından fazlasını elinde tutuyor. Kritik minerallerin ticaretine yönelik kısıtlamalar da artış gösteriyor. 2025 yılı sonu itibarıyla yürürlükte olan kısıtlayıcı önlemlerin sayısı 1.138’e ulaşırken, bu rakam 10 yıl önce 357 seviyesindeydi.

Coface Metal Sektörü Ekonomisti Simon Lacoume, “Endüstriyel metaller yeni bir döneme giriyor” diyerek enerji dönüşümünün yarattığı yeni talebe arzın yanıt verme kapasitesinin giderek azaldığına dikkat çekti. Lacoume’a göre bu iki unsurun birleşmesi metaller üzerinde kalıcı bir baskı oluşturabilir.

Bakır ve Nikelde Beklenen Arz Açığı Ne Seviyede?

Arz ve talep arasındaki dengesizliğin özellikle elektrifikasyon ve dijital altyapı için kritik olan metallerde belirginleşmesi bekleniyor. Bakır piyasasında farklı senaryolara bağlı olarak 2035 yılına kadar 1,5 milyon ton ile 6,5 milyon ton arasında arz açığı oluşabileceği öngörülüyor. Net Sıfır Emisyon Senaryosu’nda bu açığın küresel talebin yüzde 17’sine kadar ulaşabileceği bültende aktarılıyor.

Nikel piyasası ise batarya üretimi ve elektrikli mobilite etkisiyle enerji dönüşümünden en yoğun etkilenen alanlardan biri olarak görülüyor. Net Sıfır Senaryosu kapsamında rafine nikel piyasasında 2035 yılına kadar yaklaşık 6,5 milyon tonluk bir arz açığı yaşanabilir. Bu miktar, öngörülen toplam talebin yaklaşık yüzde 35’ine karşılık geliyor.

Alüminyum Piyasasında Kapasite ve Enerji Sorunu

Alüminyum tarafında da arz-talep dengesinin sıkılaşacağı tahmin ediliyor. Piyasadaki arz açığının 5 milyon ton ile 15 milyon ton arasında gerçekleşerek talebin yaklaşık yüzde 10’una ulaşması bekleniyor. Alüminyumdaki kısıtlamaların temelinde kaynak mevcudiyetinden ziyade sanayi kapasitesi, gerekli yatırımlar ve rekabetçi fiyatlarla elektriğe erişim olanaklarının yer aldığı ifade ediliyor.

Metal Fiyatlarında Yeni Bir Yükseliş mi Başlıyor?

Sektörel baskıların fiyatlar üzerinde kalıcı etkiler bırakması bekleniyor. Şirketin açıklamasına göre bakır ve nikel fiyatları önümüzdeki 10 yıllık süreçte yaklaşık iki katına çıkabilir. Alüminyum fiyatlarında da benzer şekilde güçlü bir artış beklentisi bulunuyor. Buna karşılık çelik ve çinko, enerji dönüşümüne daha sınırlı maruz kalmaları ve arz koşullarının daha az kısıtlı olması nedeniyle daha düşük fiyat riski taşıyor.

Üreticiler için kritik metallere erişimin güvence altına alınması, geri dönüşüm süreçlerinin geliştirilmesi ve malzeme yoğunluğunun azaltılması rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar haline gelebilir.

İlgili haberler

Sektör Profesyonelleri İçin Çıkarımlar

  • Rekabet gücü ve hammadde erişimi: Kritik metallere erişim ve geri dönüşümün geliştirilmesi, gelecekte şirketlerin pazar konumunu belirleyen temel faktörler haline gelebilir.
  • Fiyat riski ve maliyet planlaması: Bakır ve nikel fiyatlarının 10 yılda yaklaşık iki katına çıkabileceği beklentisi, bu metalleri yoğun kullanan üreticiler için maliyet planlamasında fiyat riskini öne çıkarıyor.
  • Tedarik zinciri kırılganlığı: Endonezya ve Çin’deki yüksek üretim yoğunluğu ile artan ticari kısıtlamalar, arz güvenliğini küresel ölçekte daha hassas bir konuma getiriyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Hangi metallerde 2035 yılına kadar arz açığı bekleniyor?

Coface raporuna göre bakır, nikel ve alüminyum piyasalarında 2035 yılına kadar yapısal arz açığı oluşması öngörülüyor.

Bakır ve nikel fiyatları ne kadar artabilir?

Coface tahminlerine göre bakır ve nikel fiyatlarının önümüzdeki 10 yıllık dönemde yaklaşık iki katına çıkabileceği düşünülüyor.

Yeni bir madenin faaliyete geçmesi ne kadar sürüyor?

Maden arama projelerinin bir madene dönüşmesi ve yeni kapasite geliştirilmesi ortalama 20 yıla yakın zaman alıyor.

Temiz teknolojilerin metal talebindeki payı ne olacak?

Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre temiz teknolojiler 2035'e kadar küresel bakır ve nikel talebinin yüzde 35’ini oluşturabilir.

En Çok Okunanlar

Sektör Postası Bülteni

Haftanın öne çıkan haberleri e-postanızda

Pazarlama, teknoloji ve iş dünyasından haftalık kısa bir özet. Ücretsiz; dilediğiniz zaman ayrılabilirsiniz.